NORMAL SIRADIŞILAR: ERGENLİK

NORMAL SIRADIŞILAR: ERGENLİK

 

NORMAL “SIRADIŞILAR”: ERGENLİK

   Ergenlik dediğimiz şeyi şöyle düşünelim. En az 10-12 senedir sizin adınıza karar veren insanlarla, aynı ortamda yaşıyorsunuz;  hormonlarınız, vücut ve beyin gelişiminizde, duygularınızda, hayata bakış açınızda, kimliğinizde içten ve derinden sıçramalar yaşıyorsunuz. Dışarıda merak ettiğiniz, denemek için can attığınız bir sürü şey var; çok cesursunuz ve risk değerlendirmeniz yetişkinlere göre çok zayıf. Bunlar olurken bir yandan da disiplin gerektiren bir sürü mecburiyetlerde tutuluyorsunuz.  Olmaz denen bir sürü hayaliniz, uymanız beklenen bir sürü kural var.  Bu yetmezmiş gibi karmaşa halini ifade etme tarzınız da size özel;  bu yaşınıza kadar ki aile ilişkilerinizle belirlenmiş. Her durumda her adımınızda kararlar size ait olsun istiyorsunuz ancak kendinizi ne kadar doğru ifade ettiğinizden emin olamıyorsunuz. Tam olarak kendinizi ortaya koyabilme veya otoriteye uyumlanma uçları arasında birçok noktada yer alabilirsiniz. Sadece bu tabloya bakacak olursak ergenlerde bir “sıradışılık” gözlenmese de terapi destekleyici bir atmosfer sağlar. Aile ve genç arasındaki uzlaşı da kolaylaşır.

 

   Terapilerde en sık karşılaşılan konu ergenlerin aileyle yaşadığı çatışmalardır. Buna ek olarak yavaşlayan, unutan, erteleyen tarz, öfke nöbetleri geçiren tarz, beden imajıyla fazlasıyla ilgilenen,  arkadaş ilişkilerine saplanan,  aileden tamamen kopuk,  dürtü kontrol bozuklukları yaşayan, tehlikeli arkadaşlıklar kuranlar ve tabi klinik tablolar yaşayanlar da mevcut; kaygı bozuklukları veya depresyon gibi yetişkinlerin yaşadığı her türlü psikiyatrik tabloyu ergenler de yaşayabilir.

 

   Karıştırılan bir “sıradışılık” var: Aykırılıkları, itirazları ve absürtlükleriyle ergen kimliğini geliştirebilmek için çatışmak zorundadır. Ergenlerin ihtiyacıdır; itiraz eder, kızdırır, sınırları zorlarlar. Neye uğradığını şaşıran anne baba çocuğu ona geri geldiğinde öç almaya, hesap sormaya başlarsa ergenin sıkıntılı duygularını konuşabileceği güvenli limanı da ortadan kalkmış sayılabilir. Yasaklar ne kadar katı sunulursa o kadar cazip hale gelir. Burada ailenin, çatışmaları normal görmesi ve çocuğunda karşılaştığı şiddetli duyguyu tolere edebilmesi çok önemlidir.  Katı, sert, aşağılayıcı, umursamaz veya boyun eğici tutumlardan uzak kalınmasının yanında, ebeveynin kendi ergenlik çatışmalarını fark etmesi de işlevsel olacaktır. 

 

  Çocuğunuz sizinle hiç çatışmıyor ise, her şeye boyun eğici bir tutum sergiliyor ise bunu normal görebilirsiniz ancak  “uyumlu” ergenler için de risk düşünülmelidir. Çünkü kişilik ve kimlik gelişiminde aşırı uyumlanma riski vardır. Başka bir deyişle dış odaklı, dışarıdakilere göre bir kişilik zemini oluşturma riski vardır.

 

   Ergenlerle terapi, gencin yargılanmayacağına, sırlarının tutulabileceğine inandığı, kişisel ihtiyaçları ve ailesinin beklentileri arasında denge oluşturulabilmesi için gayret gösterilen alandır. Burada ebeveyn ile zorlandıkları noktalar ve gencin kimlik gelişimindeki zorlanmaları çalışılır.  Bu gibi nedenlerle işbirliği önemli ve bunun doğru kurabilmesi için terapiyi önerirken “sen ne dersin?” yaklaşımı daha ılımlı sonuçlar verir.

 

   Terapiye gelmek istemiyor ise çocuğunuzun direnç sebeplerini, onun diliyle anlamaya çalışmak ve asla zorlamamak bir diğer önemli nokta. Çoğunlukla zihninde istemediği bir terapi tarzı vardır. Terapiye başlamanın ne olduğunu veya ne olmadığını anlatarak başlayabilirsiniz. Genç,  kendine özel kendine özgü bir alan olduğuna inanırsa terapiste kendisi gelmek isteyecektir. Kesinlikle istemiyorsa ve mutlaka yardım almak istiyorsanız çocuğunuz olmadan da terapiye başvurabilirsiniz. 

 

   Ergen terapilerinde aile ile işbirliği halinde süreç yönetilir. Ebeveynin kendi çocukluğu ve ergenliği  çok önemli ve bu dönemler sık sık ebeveyn seanslarında çalışılır. Onlar ebeveyni ile ne kadar sağlıklı çatışmalar yaşar ve aile ne kadar kendi geçmişini fark edebilirse o kadar sağlıklı kimlik ve kişilik gelişimi oluşturan bireylerle karşılaşıyor oluruz. Bunun anlamı bulundukları her ortamda kendileri olabilecek, sıkıntı yaşadıklarında baş edebileceklerine daha inanır hale gelecek olmalarıdır.  Anne baba daha ne istesin değil mi?

 

Uzm. Kli. Psk. Vildan Çelik