DERS ÇALIŞAMAMA “SENDROMU”

DERS ÇALIŞAMAMA “SENDROMU”

DERS ÇALIŞAMAMA “SENDROMU”

   Bilindiği gibi ilkokul çağının ilk yıllarından itibaren en sık karşılaşılan problemlerin başında çocukların ders çalışmaması gelmektedir. Akademik başarının çocuklarının hayatlarında belirleyici olacağına inandıklarından, “ödevlerini yapmıyor” uyarıları ebeveynleri daha çok kaygılandırabiliyor. Daha kaygılı ebeveyn daha öfkeli hale geliyor, bunu hisseden çocuk ise bilerek veya bilmeyerek daha da isteksiz hale gelebiliyor.  Çocuklar aniden derslere ilgisini kaybedebileceği gibi, okulun ilk günlerinden itibaren bu motivasyona hiç sahip olmayabilirler.

  • Ders Çalışmak ve Çalışamamak Nedir?

   Ders çalışmak sorumluluk alabilmektir; sıkıntılı duygulara dayanabilmeyi seçmektir,  mecburiyet hissetmek ve bunu istikrarlı bir şekilde yapabilmektir. Derse ilgisizliğin temel sebepleri bunlarla ilgilidir. 

  Çocukların ders çalışamamasını ise şöyle  yorumlayabiliriz: çocuk her şeyi merak eder, okul bunun için en iyi ortam ancak iç dünyasında öyle şeyler oluyor ki merak duygusunu geçiştirerek daha çok ailesinin itmesiyle yapar hale geliyor. Ebeveynin en büyük mesaisi çocuğunun ders çalışması oluyor. “10 dakikada yapacağı ödevi 3 saatte yapıyoruz” oluyor. Neden? Çocuğunuzun neden ders çalışamadığını birkaç başlık altında değerlendirelim.

  • Empati Kurabilen Ebeveyn

   Çocuğunuzun ders kitaplarından birini alın ve yarım saatte olsa çalışmayı deneyin. Zor bir iş.  Sıkıntılı duygular geliyor. Bununla baş edebilmek için çocuğunuzun uykusu gelir, oyalanır, tuvalet ister, su ister. Bazen sizin ona son dakikaya kadar ısrar etmenizi ve en son tehdit etmenizi bekler. Ders çalışmak sıkılma duygusunu beraberinde getirir.

   Çocuğunuzun ders çalışamamasında mutlaka kendince doğru, kendince haklı olan bir sebebi var. Bunu anladığınızda, çocuk anlaşıldığını hissettiğinde size yardım etmek ister. “Evet, ben 10 dakikalık bir şeyi neden 3 saatte yapıyorum ki?” yi fark eder.

  • Sorumluluk Duygusu

   Çocuğunuz ders çalışamıyorsa “ben kişisel sorumluluklarımı tam olarak öğrenemedim” demektedir. Bu da çocuğunuzla geçirdiğiniz ilk beş yılındaki ilişkinizle bağlantılı bir süreç. Sorumluluk duygusunu bir sayı doğrusu gibi düşünürsek, ders çalışma bunun en sonunda yer alan bir davranıştır. Çocuğunuz oyuncaklarını toplayabileceğine inanmıyorsa derslerini anlamayı neden istesin ki? Ders çalışırken çocuğun aklından ebeveyndeki gibi mecburiyet düşünceleri geçmez. Çünkü sorumluluk ve sınırlarıyla ilgili problemi vardır. İhtiyacı olan şey sorumluluklarını yerine getirdiğinde kazandıklarını fark etmesidir.

   Çocuğunuzun erken yaşantılarında sorumluluk duygusuna, öz disiplin geliştirmesine ne kadar yatırım yapabildiyseniz onun merak, sıkılma duyguları arasında kendisini geliştirme becerilerini de o kadar zenginleştirmiş olursunuz.  Bunu geliştirebilmek kaç yaşında olursa olsun mümkün. Nasıl mı?

   Halihazırda çocuğunuzun dersle ilgili değil, diğer daha basit görev ve sorumlulukları üzerinde çalışabilirsiniz. Bu duygu bir kova gibi düşünülebilir. Pratik yaptıkça, siz sınırlarınızı korudukça, o da (size biraz dirense de) sizin tarafınızdan anlaşıldığını bildikçe bu kova dolacak. Evdeki küçük sorumluluklarını oluşturabilir, başardığında bunu fark ettirebilirsiniz. Özellikle kendi fikirlerini denemelerine izin verirseniz,  en büyük katkıyı sağlamış olursunuz. Aksi durumda kova hep sizin yanınızdadır. Onu sahiplenmez.

  • Çocuğunuzun İlk 5 Yılı Ve Doğru Sınır Koymak

   Özellikle ilk beş yılında çocuğa bakım verenlerin hem kendi içinde hem birbirleriyle ne kadar tutarlı kalabildiği çocuğun sınırları öğrenmesine etki eder.  Çocuğun hatalı kararlarını fark ettirebilmek, nazik olabilmek, hemen çocuğun hatasını düzeltmek yerine kararlı ve sabırlı olabilmek bir kaç öneri olabilir.    

   Öte yandan, kendi çocukluk yıllarındaki deneyimler ebeveynlerin, kendi çocuklarına aşırı serbest, aşırı katı veya tutarsız tutumlar göstermesine yol açabilmektedir. Çocuğun ihtiyacı, kıyaslamalardan uzak duran, çocuğun keşf ve merak duygusunu pekiştiren, çocuğunun başarısızlıklarının da olabileceğine inanan ve tüm bunlarda net, kararlı duruş sergileyen ebeveyndir.

   Ancak doğru sınır koymak, çocuğunuzu doğru anlamaktan geçiyor. “Çalışmak sana zor geliyor oğlum, ben de baktığımda biraz sıkılabildiğimi fark ettim…” ile başlayan empatik cümleler çocuğunuzun iç dünyasını daha kolay size açmasını sağlar. Bunu biraz daha açalım.

  • Çocuğun İç Dünyasından Haberdar Olmak

   Tutarlılık ve kararlılık çocuğunuzun ihtiyacını doğru okumaktan geçiyor. Çocuğun yaşı büyüdükçe ebeveyn desteği ve beyin gelişimi ile sınırları, değerleri oluşur. Buna engel olan ebeveynin daha çok kendi beklentilerini çocuğu üzerinden kurgulamasıdır. “Benim istediğim şekilde otursun, yürüsün, yesin veya oynasın” düşünceleri çocuğu kendi kararlarından alıkoyar.

  “Çocuğum dersleriyle ilgilenmiyor, hayatı kararacak” yerine “şuanda derslere ilgisi az ve onu bu zor işten uzak tutan ne gibi kendince haklı sebepleri olabilir” şeklinde düşünebilen ebeveynler olabilmek ihtiyaçtır.  Bu uzun süreçte onun başarısızlıklarını, hayal kırıklıklarını, öfkesini yatıştırabilmesini destekleyecek,  keşif ve merak duygularını pekiştirebilecek ebeveynlerin yardımı dokunacaktır.

   Çocuğunuzun başında beklemek mi? Kararı ona verdirdiğinizde, sorumluluk duygusunu pekiştirdiğinizde buna o da, siz de ihtiyaç duymayacaksınız.  “Benim ders çalışamamam sürekli kaçmam gereken bir konu değil, anne babamla konuşulabilir bir konu” düşüncesine sahip olan çocuk ders çalışmayı size bırakmaz, bu kendi derdi olur artık.

   Tüm bunların yanında ebeveynin çocuğunun okul-arkadaş uyumundaki güçlüklerini, travmatik bir olayın etkilerini, başarma kaygısı gibi iç dünyasındaki çeşitli farklı duyguları fark edememesi veya çocuğun dikkat eksikliği,  öğrenme bozukluğu gibi durumları da ders motivasyonunu olumsuz etkilemesi de söz konusudur.  

  • Dikkat Eksikliği Ve Sıkılma Duygusu

   “Sıkıldım, sıkıldım” diyen her çocuk dikkat eksikliğine sahip değildir. Ancak dikkat eksikliği yaşayan çocuklarda durum zaman zaman ilaç desteği gerektirecek düzeyde olabilir. Bu durumda uzman hekim kararı önemlidir. Çünkü çocuk merak etmekte ancak dikkati gerektiği kadar öğrenmesine izin vermemektedir. Ancak dikkat eksikliğinin varlığı çocuğunuza sınır koymanıza, sorumluluk duygusunu geliştirebilmenize engel değildir.  Baş edemediğiniz durumlarda bu uzman yardımı alabilirsiniz.

   Başta hareketli çocuklar olmak üzere, ders çalışma süresi ona hatırlatma yaptığınız tüm saatleri kapsamaktadır. Masa başında toplamda sadece 10 dakika kalabildiği 4 saat geçirmişseniz, bu çocuk için 4 saat ders çalışmak demektir. Bu yüzden onun duygusu bir an önce bu işgalden kurtulmak olacaktır. “Ders çalışmak sana çok uzun sürecek gibi geliyor ve bu yüzden çok sıkılıyorsun. Bu kez masada 15 dakika ödevinle ilgilenmeyi dene, böylece bütün akşam seni ders çalış diye dürtmeyeceğim” yaklaşımı ile gidilebilir. Çocuk bunu tercih etmeyecek olursa sonuçlarının birlikte konuşulabileceği de eklenebilir. Her zaman uzlaşabilme alışkanlığı kazandırmak önemlidir.

  • Ebeveyn Rol Modeli

   Ne yazık ki çocuk gördüğünü kaydeder ve sizin gibi değil, “kendince” uygular. Günümüzde yetişkinlerin de birçoğu bağımlı. Tv veya telefon benzeri cihazlar olmadan, çocuğunuzun sizi ne sıklıkta dergi, gazete vb. bir şeyler okurken, hatta ders çalışırken gördüğünü düşünüp bir sonuca gidebilirsiniz.

   Çocukların çoğunlukla gördüğü elinde kumandasıyla-telefonuyla  “ödevini yaptın mı?” diye bağıran ebeveyn sahnesi oluyor. Çocuksanız, bunu anlamlandıramazsınız. “Babam her istediğinde tv izleyebiliyor. Ben sürekli sıkıcı dersleri okumak yazmak zorunda kalıyorum” a inanabilirler.  Bu çocuğu doğal bir sonuca “banane” ye yani daha inatçı olmaya, ebeveyni ise daha ısrarcı ve öfkeli olmaya itebilmektedir. Alın size birbirini anlamayan birkaç kişi ve sürekli didişilen her akşam.

   Anne babaya kendi çocukluğunda sorumluluk duygusu nasıl verilmişse, çocuğunda karşılaştığı buna benzer olabiliyor.  Korkutularak ders çalıştırılmış bir ebeveyn, kendi çocuğuna katı bir tutumla veya aşırı rahat tutumla yaklaşabiliyor. Ebeveynin kendi çocukluğuyla halleşmesi de bu süreci olumlu etkileyecektir. Çocuğunuza kendi yaşantılarınızdan örneklerinizi paylaşmak işe yarayabilir.

  • Ödül Ve Ceza Yerine Sonuçları Değerlendirmek

   Çocuğunuzun bilgisini kullanması en iyi ödülüdür. Merak ediyor, keşfediyor ve deniyor. Hata yapıyor ama bu konuşulabilir bir şey oluyor, kimse ona bağırmıyor.  Kıyas yapmayan, çocuğun denemelerini baltalamayan, aşırı ödüllendirmeyen, sürekli cezalandırmayan, merak duygusunu pekiştiren, ders çalışamadığında ona empatik yaklaşan ebeveyn sağlıklı olandır.

   Mutlaka ödüle başvurulacak ise küçük bir yöntem: “senin ders ilginin arttığını 2 hafta boyunca olumlu gözlemlersek uyku saatinde, tablet saatinde biraz daha esneyebiliriz” şeklinde anlaşmalara varılabilir.  Anlaşmalara uymadığında ise sonuçları tablet veya uyku saatlerinin azaltılabileceği şeklinde değerlendirebilirsiniz. Dikte etmek yerine doğru sınırlar koyarak kararı kendisinin vermesini, sonuçlarını deneyimlemesini ve sonuçları birlikte değerlendirmeyi deneyebilirsiniz.

   Peki ya ebeveyn için çocuğunun ödevlerini yapmaması, ders çalışamaması ne demektir? Bu soruyu lütfen soralım ve yukarıdaki başlıklarla yeniden değerlendirelim.

 

Uzm. Kli. Psk. Vildan Çelik