https://www.google.com/maps/place/Medical+Park+Trabzon+Karadeniz+Hastanesi/@40.9996278,39.7004003,15z/data=!4m5!3m4!1s0x0:0x5d4ced2eab7cbefa!8m2!3d40.9996278!4d39.7004003

ÇOCUKLARDA KEKEMELİK

ÇOCUKLARDA KEKEMELİK

Çocuklarda Konuşma Akıcılığının Bozulması veya Kekemelik

Kekemelik, tıbbi bir sebebi tespit edilmemiş iken,  harfleri veya kelimeleri tekrarlayarak söyleme,  gergin halde konuşma,  ses çıkarmakta zorlanma,  hızlı ve karışık konuşma ile kendini gösteren bir konuşma bozukluğudur. Fiziksel olarak düşündüğümüzde nefes alış verişinin düzensiz olmasına bağlı ses ritmi bozulması ve çocuğun daha çok heyecanlanması şeklinde yaşanır  ve bu heyecanlanmanın olduğu her konuşmada bir döngü halinde devam edebilmektedir.  Dalgalı bir seyri de olabilir; haftalarca hiç görünmezken, bazen çocuğun her konuşmasında kendini gösterebilir. Çocuklarda kekemelik tablosu genellikle  2-5 yaş civarında ortaya çıkar  ve yaşadığı ortamda bunu olumsuz pekiştirecek bir durum söz konusu değilse kendiliğinden kaybolur.   

 

Kalıcılık

5 yaş öncesinde kalıcılık riski çok düşüktür; doğru tutum ve davranışlar ve terapi desteğiyle genellikle kaybolur.  Fakat başlangıç yaşı, ailesel yatkınlık,  geç konuşma öyküsü, erkek cinsiyeti,  bir başka konuşma bozukluğunun olması,  algılama problemleri gibi faktörler kekemeliğin varlığını ve kalıcılığını destekler niteliktedir.  Doğru tutumlar,  psikoterapi ve gerektiğinde konuşma terapisi desteği ile kekemelik çocukluk dönemi için kabusa dönüşmek yerine geçici bir öykü halini alabilir. 

 

Ev ve Arkadaş Ortamı

Psikoterapi sürecinde öncelikle tutum ve davranışlar ele alınır.  Ev içerisinde bu konunun çok dile getirilmesi,  kaygılı tutumlar sergilenmesi,  dinleyicinin çocuğu tamamlaması, tekrar sorması, kızması, azarlaması, sabredememesi gibi tutumlar çocuğun, performansa yönelik kaygılar geliştirmesine ve kekemelik yoğunluğunun artmasına yol açacaktır. Benzer şekilde, arkadaşları arasında, dışlanma, alay edilme, görmezden gelinme durumları da son derece olumsuz ve kalıcılık riskini artıracak sonuçlar doğurur.  Daha genel baktığımızda ise ev, okul, sosyal çevrede diğer bireylerin mükemmeliyetçi tutumlara sahip olması,  çocuğun mükemmel davranışlarının fazla ödüllendirilmesi, eksik, hatalı performanslarıyla fazla ilgilenilmesi de olumsuz etkiler oluşturmaktadır. Unutulmamalıdır ki kekemelikte diğerlerinin tutumu da çocuk için travmatik bir etki yapabilir ve kalıcılık riskini artırabilir.

 

Sindirilemeyen Duygular ve “Travma”

Terapisti, çocuğun kekemeliğini başlatmış olabilecek sarsıcı deneyimleri değerlendirir. Çocuğun sindiremeyeceği kadar büyük bir duygu yoğunluğu yaşamasını “travma” olarak adlandırabiliriz.  Travma sonucu gelişmiş kekemelikleri bir çeşit yatışamama olarak düşünebiliriz. Öyle ki odasının değişmesi, oyuncağının kırılması,  kardeşinin doğması gibi durumlar dahi travmatik etki yapabilmekte ve çocuğun duygularıyla baş edebilmesini zorlaştırır hale getirebilmektedir. Kekemelik yaşayan çocukta travmatik bir deneyim mutlaka terapötik bir destekle çalışılmalıdır.  4 yaş sonrasında, özellikle algılama, ses çıkarma, geç konuşma gibi durumlarda konuşma terapisi desteği de mutlaka düşünülmelidir.  Çocukluk döneminde başlayan kekemelik çocuğun iç dünyasıyla ilgili bir işarettir ve doğru yaklaşıldığı takdirde çözüme ulaşacak bir tablodur.

 

En Kolay Metot: Yavaşlayın ve Heceleyin

Ev içerisindeki konuşmalara dikkat edilebilir. Kekemelik durumu olmasa bile, yukarıda bahsettiğim performansa yönelik tutumlar, hızlı konuşan ve hızlı cevap almak isteyen ebeveyn tutumları da tetikleyicilerdendir. Oyunlar halinde veya öylesine heceleyerek konuşma, hem kekemelik olasılığını oldukça azaltır hem de kekemelik başlamış ise ciddi oranda azaltma sağlanmış olur. Kekemelik başlamış ise aile fertlerinin mümkünse hemen hepsi, yapabildikleri kadar çok ve uzun bir sürece yayarak, heceleyerek konuşmalıdırlar.  Bu konuşma çocuğun yavaş konuşmayı aynalamasını sağlayacak, performans kaygısını azaltacak ve konuşma hızını da düşürecektir. Birebir konuşmalarda bunu bir oyun haline getirmek işi kolaylaştıracaktır.  Hızlı konuşan bireyler var ise, daha yavaş konuşarak iletişime geçmek benzer etkiler yapacaktır.  

 

Uzm. Klinik Psikolog

 Vildan Çelik